Sımsıcak bir aile ortamı; sevgi, saygı ve hoşgörünün egemen olduğu büyük küçük kavramının anlamını bulduğu terminolojideki ideal ailenin günlük yaşamdaki uyarlaması. ...Ne şöhretin yorgunluğu var yüzlerinde ne hırs ne de aç gözlülüğün izleri, mütevazi denilebilecek bir gündelik yaşam. Metropollerin karanlık dehlizlerinden kendilerini korumasını bilmiş huzuru ve mutluluğu ailesinde arayan insanlar şu bizim KİSAPARMAKLAR.... Konuşup sohbet etmeye başladığınızda sanki yıllardır tanışıyormuş, görüşüyormuşsunuz gibi bir hisse kapılıyorsunuz. Mütevazi kişilikleri, gıpta ile bakılacak aile yaşantıları ve herkese örnek olacak başarıları ile Şebnem ve Fatih KISAPARMAK çifti Kilim Mobilya'nın 2006 reklam yüzü olarak belirlendi ve bizde KİLİMCE olarak onları size daha yakından tanıtmak maksadı ile başlattığımız bu sohbette dolu dolu bir röportaj sunmayı amaçladık


Müzik ortak paydasının alt başlığından kimler geldi kimler geçti bu güne kadar. Kervanın başında, sağlam adımlarlarla yürüyen ve kalıcı olanlar, müziğe ömrünü adayıp, sanatı reklam malzemesi olarak görmeyip, müzik kalitesinin yanında ünlülerin sürekli yaptığı, şöhretin getirişi olan popülaritelerini manken ve latif-i değer güzellerle tüketmeyip aksine sanatçı kimliğini taçlandırmak için gerekli olan kendini sürekli ileriye taşıma arzusu ile hareket eden özü sözü bir, adam gibi adam bir baba Fatih KISAPARMAK. Kol   kanat   germiş ailesine   evladım demiş,    kocayım demiş   ve   nihayet babayım  demiş.   Ve ekonomist, spiker ve televizyon camiasında kendisine   başarısı her geçen gün biraz daha perçinlenen bir yer  edinmiş,   şiirleri her    kesimin duygularını titretmiş bir anne . Oda önce evladım demiş, eşim demiş   ve   nihayet
anneyim demiş. İşte böyle bir aile ile başlıyoruz   derin mevzularda sohbetimize....

KİLİMCE:
Fatih bey Şebnem hanım, nasıl tanıştınız?    Bu uyumlu   birlikteliğin temelleri nasıl atıldı? Kaç yıllık evlisiniz? Çocuk aile gibi kavramlar sizlere ne anlam ifade ediyor?

KISAPARMAKLAR:  
Tanışıklığımız  doksanlı  yılların başında   radyo   programı   sayesinde   oldu.   Kilim albümünün en görkemli dönemlerinde TRT   Ankara radyosunda   katıldığım   ve   Şebnem   Hnm. 'da sunuculuğunu yaptığı bir radyo programı sayesinde tanıştık.  Ve  1991  yılında evlendik. 15 yıllık evliyiz. Çocuk ailenin anlamı var oluş sebebi, aile içi huzur ve mutluluğun yegane kaynağı bize göre. Aile ise birliğin, beraberliğin, paylaşımın , dayanışmanın ve huzurun ortak   bileşeni.   Aile   toplumların   ülkelerin   hayat kaynağı, olmazsa olmazlarının en başta gelen öğesi. Sağlam  aile yapısı  olmayan,   aile içi huzuru  ve mahremiyeti sağlayamamış  toplumlar asla  uzun ömürlü olamaz.

KİLİMCE:  
Şebnem   ve   Fatih   KISAPARMAK   nasıl
insanlardır? Hayata bakışları, insana bakışları, dün bugün ve yarın üçlemesinde kendilerine çizdikler rota nedir? Çocukları için nasıl bir gelecek tahayyül ediyorlar?

KISAPARMAKLAR:
Bizler   son   derece mütevazi,   ortalama Türk insanı ile aynı yaşamı sürüp,   aynı kaderi   paylaşan olaylara    ve insanlara, medyaya, sanata   halkımızın durduğu   yerden bakıyoruz.   Şöhretiz, ünlüyüz    diye böbürlenecek kendimizi   üstün görüp    kendi insanımızdan kopacak   yaradılışta ve    karakterde insanlar   değiliz. Dünde   bu   idik, bugünde   buyuz yaradan nasip ederse yarında bu olacağız. Bizim geleceğe dair rotamızda insan sevgisi, Allah sevgisi, vatana ve millete bağlılık, helal rızık kazanma mücadelesi ve yavrularımıza iyi birer gelecek kurabilme endişesinde öte bir beklenti yok. Her ikimizde yaptığımız işlerde yakaladığımız başarıyı   perçinleyecek,   insanımıza   daha   nitelikli hizmetler   sunabilecek   arayışların   ve   gayretlerin içerisindeyiz. İstiyoruz ki her şeyin en iyisine layık olan Türk milletine hak ettiği güzellikleri yaşatabilelim. Ve tabii bunu yaparken de meşru çerçeveyi aşmayalım. Çocuklarımız için ise özüne , değerleri ne bağlı insan sevgisinin temel olduğu huzurlu bir yaşam, iyi bir meslek sahibi olacakları eğitim imkanları sağlamak çabamızın gayretlerimizin asıl özü budur.

KİLİMCE:
Peki KISAPARMAK ailesi gündelik yaşamlarında nasıl insanlardır? Neler yapar nasıl vakit geçirirler? Özel günler( bayram, doğum günü,yi I dönümleri) yeterince ehemmiyet verirler mi? Bu günleri nasıl değerlendirirler?

KISAPARMAKLAR: Arkadaşlar baştan beri hep söylediğimiz gibi bizler günlük yaşama halkımızın baktığı noktadan bakabilen insanlarız. Gündelik yaşamımızda böyle. Çalışan orta halli her Türk ailesi gibi iş, çocuklar gündelik ihtiyaçlar dost ve ahbap ziyaretleri, aile büyüklerimize ayırdığımız zamanlar.... böyle geçip gitmekte. Özel günlere ise özellikle dini ve milli bayramlarımız daha bir ehemmiyetli değerlendirmekteyiz. Hazırlıklarımızı aile büyüklerimizden gördüğümüz şekli ile yapar hiçbir bayramda evimizi kapatıp gitmeyiz. Diğer önemli günlerde de yine ailecek değerlendiririz. Dostlarımıza zaman ayırırız. Kısacasıöyle marjinal bir yaşamımız yok. Kendi halinde mazbut ve sevgi ile yoğrulmuş bir yaşamımız var.

KİLİMCE:
Evlilik bir sanattır derler siz ne düşünüyorsunuz, sizin evliliğinizde de inişler çıkışlar yaşandı mı? Kısaparmak 'ların evliliğindeki istikrarın görünmeyen dinamikleri nelerdir?

KISAPARMAKLAR:
Bunda sanat yada sihir aramak doğru değil bizce. Yaşamın her alanın da olduğu gibi evlilikte de haddini bilerek yaşamak çok önemli. Ne oldum demeyeceksin, ne olacağım diyeceksin. İçtenlikle söylüyorum ben Fatih KISAPARMAK olarak cenazemdeki kalabalığa yatırım yapıyorum. Şan şöhret bunlar gelip geçici olgular. Ceride kalacak olan insanın ailesinden ve çevresinden kalan sevgidir. Biz medyaya sanat dünyasına halkımızın durduğu yerden bakıyoruz. Belki de yegane sır budur. Sanırım evliliğin dinamikleri diye tabir ettiğiniz şeyde bu.

KİLİMCE : KISAPARMAKLAR kendilerinin de dahil oldukları sanat camiası konusunda ne düşünüyorlar? Herkes bu camiada tutunmanın kalıcı olmanın ne kadar zor olduğundan dem vurup duruyor, gerçekten kalıcı olmak çok mu zor? Sizler bunu nasıl başardınız?

KISAPARMAKLAR: Türkiye de öyle bir sistem oluşturuldu ki bu sistem cüceleri yüceleştirmeyi, yüceleri cüceleştirmeyi kendine amaç edindi. Gerçek sanatçı, gerçek bilim adamı, gerçek düşünür bilinçli bir şekilde saf dışı ediliyor. Bunun dışında kaplamalar, ortalığa yeni, büyük, çok iyi diye toplumun huzuruna çıkarıldı. Türkiye 'nin yüreği kirletildi. Halkın istediği değil de parayı bastıranın değerleri yüceltilmeye çalışıldı. Hal böyle olunca gerçek değerle köşelerine çekildi televole kültürüne kaldı meydan. Ama her ne yapılırsa yapılsın halkımızın sağ duyusunu aşmaları mümkün değil. Yani halkımız ince eleyip sık dokuyup hak edeni hak ettiği yere getiriyor. Bizimde naçizane 20 yılı aşkın zamandır kalıcı olmamızın sırrı halkın içinden gelişimiz hiç şüphesiz.

KİLİMCE:
Türk halk Müziğinin geleceği konusundaki düşünceleriniz nedir? Bu anlamda sizin yeni projeleriniz var mı? Ayrıca türkü baba gibi bir yakıştırma yaptı halk size bu konuda ne düşünüyorsunuz.

KISAPARMAKLAR: Ben Fatih KISAPARMAK olarak şunu kesinlikle söyleyebilirim ki bu türkü baba meselesi beni aşar. Aslında herkesi aşar. Çünkü türküler bir milletin, bir toplumun, halkın ortak malıdır. Altında yüz yılların imzası olan türkülerimiz vardır. Bu ülkede ben küçük bir damlayım. Türkülere gönül vermiş, türkülere ömür vermiş bu uğurda saçını sakalını ağartmış bütün türkü dostları türkü babadır. Ben haddimi biliyorum.Bağlamaya, türkülere, türkülerin halklarına aşık bir türkü dostuyum o kadar. Türk halk müziğinin geleceği içinse hiçbir kaygım yok dün vardı, bugün var ve yarında var olacak.

KİLİMCE: Efendim her ikinize de her şey için şükranlarımızı arz ediyoruz.Sağ olun, var olun...

KISAPARMAKLAR:
Bizlerde size teşekkür ederiz, onca yolu tepip geldiniz. Hatrınız var olsun.