ARAŞTIRMA
Rekabetin giderek daha yoğun şekilde kendini hissettirdiği, ayakta kalabilmenin , var olanı koruyabilmenin her geçengün biraz daha zorlaştığı günümüz piyasa koşullarında satış trendlerini yükseltebilmek, satış eğrilerini artıya geçirebilmek için yoğun mücadele veren iş dünyası artık tesadüflerin yerini bilimsel verilerin alması gerektiğinin bilincine varmış durumda.

Bu uğurda çok ciddi bütçeler harcanarak yapılan çalışmalardan ilginç, ilginç olduğu kadarda umut verici gelişmeler kaydedilmekte. Pazarlama teknikleri konusunda kafa yorup dirsek çürüten stratejistler gelecekte stratejilerini nöro-pazarlama olarak adlandırılan yeni bir pazarlama tekniği üzerinde yoğunlaştırmış durumdalar. Pazarlama dünyasında çığır açacak nitelikler gerektiren ve tamamen bilimsel çalışmalarla yönlendirilecek bu teknik geleceğe damgasını vuracak gibi gözüküyor.

Peki nedir nöro-pazarlama; nasıl bir bilimsel altyapısı var diye soracak olursak cevap basit; beynin sinirsel mekanizmalarının MR ile taranmasından yararlanarak beynin sinirsel dinamiklerine etki etmeye dayalı, yani beyindeki sinir merkezlerini uyararak sinir mekanizmalarının istenilen yönde etkilenmesi sağlayacak ve kişileri satın alamaya yönlendirecek bilimsel bir pazarlama tekniği.  Bu teknikle şirketle binlerce kişiyi anketten geçirerek "ortalama "sonuçlar dayalı zorlama kampanyalar yerine,  insan beynini bilimsel metodlarla   cezbederek   mallarını sattırmayı hedefliyor. Uzmanlar nöro-pazarlama tekniklerine dayanan stratejilerin mevcut özendirme tekniklerine göre daha kesin   sonuçlar vereceğini  belirterek;   ne   tür  kişilik özelliklerine sahip insanların, hangi tür paket, etiket, ilan  veya  reklamlardan   etkileneceğini   önceden belirleyecek ve çevre faktörleride   hesaba katılarak   etkili biçimde   sonuca gidilecektir. Müşteri eğilimlerinin yerini,    kişisel tercihlerin   şirketler tarafından belirlenmesini öngören kişiselleşmiş reklam    gibi kavramların   yer alacağı gelecekte bu sebepten   hareketle dev   uluslar   arası firmalar   nöro- pazarlama araştırmalarına büyük   yatırımlar yapıyorlar.   Diğer taraftan reklam şirketleri ise beynin iç mekanizmalarını pazarlama alanında kullanmaya ciddi ciddi niyetli. Aslında  sadece  niyette  kalmadığı   Daimler  Benzin otomobil   reklamları   için   bu   tekniği   kullanmaya başladığı gelen bilgiler arasında yer almakta. Son yıllarda ABD'li ve Alman bilim insanları manyetik rezorans görüntüleme ( MR ) teknolojilerini nörolojik (beyinsel ) bilimlere uyarlıyor.  Bu yolla kişilerin belli nesneler üzerinde sevme,  isteme,   nefret etme gibi duygular  geliştirdiklerinde   beyinlerinde   ne   gibi değişiklikler      oluştuğunu   kaydederek   insanlığın hizmetine olacak sonuçlar derlemeye çalışıyorlar. Nörolojiyi pazarlamayla birleştiren kimi araştırmalar ise, kişilerin istedikleri nesneyi satın aldıkları anda, örneğin bir piyango biletini aldıkları anda beyinlerindeki sinirsel ve kimyasal değişiklikleri gözlemleyip beynin seçim mekanizmalarını inceleyen Stanford üniversitesi uzmanları bir nesnenin ilgi çekiciliği ile kişinin bunu elde etme isteği arasındaki bağlantıyı irdeleyerek bu isteğin satın alma talebi yaratıp yaratamayacağını gözlemlediler. Bu amaçla yapılan deneyde uzmanlar deneklerden ekranda hedefi gördüklerinde butona basmalarını istiyor. Deney başlamadan önce deneklere 5 dolara kadar ikramiye kazanabilecekleri söyleniyor. Uzmanlar beynin ön kısmının   ikramiyeyi   kazama   olasılığı   ile   canlandığını vurguluyorlar. Kişinin kazanma olasılığını yüksek bulduğu hallerde; yarışmaya daha iyi konsantre olduğu bu bölgedeki hareketlilikten anlaşılıyor... Deneklere önerilen ikramiye değerinin artmasıyla bu bölgedeki canlılıkda yükseliyor. Kişinin hedefi yakalama isteği ve motivasyonu da buna paralel artışa geçiyor.

Araştırmayı yürüten nöroloji uzmanı Brain Knutson, beyin taramalarının kişilerin beyinlerinde ürün ile ilişkili sinirsel değişiklikleri gösterebileceğini vurguluyor. Böylece, kişilerin ürünlere ilgisi beyin taramalarından aynen ve bilimsel olarak okunabilecek. Ürün beğenileri, deneğin kendi ifadesine gerek kalmadan kesin ölçeklerle analiz edilebilecek. Bu teknik, reklam verenlere deneklerden bilimsel veriler çıkarma şansı tanıyor. Araştırmayı yürüten nöroloji uzmanıBrain Knutson, beyin taramalarının kişilerin beyinlerinde ürün ile ilişkili sinirsel değişiklikleri gösterebileceğini vurguluyor. Böylece, kişilerin ürünlere ilgisi beyin taramalarından aynen ve bilimsel olarak okunabilecek. Ürün beğenileri, deneğin kendi ifadesine gerek kalmadan kesin ölçeklerle analiz edilebilecek. Bu teknik, reklam verenlere deneklerden bilimsel veriler çıkarma şansı tanıyor.

İkramiye kavramı beynin subcortex bölgesindeki nöronları coşturuyor. Bu canlanmadan yola çıkarak reklam verenler insanların beynindeki nöron hareketliliğinden kişilerin ürünlera olan ilgilerini ölçebilecek. Böylelikle daha düşük maliyetli tanıtımlarla sonca gidebilecekler. Nöro pazarlamanın büyük şirketlerin elinde tüketimi artıracak stratejileri yaratarak talep patlamasına yol açacak nitelikte bir çalışma olduğu su götürmez bir gerçek. Ancak bu konudaki endişe ve korkulan şey bu teknolojinin politikacıların eline geçmesi ile yaşanacak büyük kaos. Zira politikacılarında aynı yöntemi kullanarak seçmenlere istedikleri söylemleri daha kolay kabul ettirme şansını yakalayarak objektifliği bozacak kişilerin yönlendirildiği bir seçimle demokrasi kavramına noktayı koyacaktır. Bu teknolojinin kötü kullanımı, doğal olarak Atom bombasıörneğinde olduğu gibi bilimin politikaya alet edilmesi tartışmalarını yeniden alevlendirecektir.

İşte teknoloji ile birlikte gelişen ve değişen teammüller insan yaşamını farklı kulvarlarda farklı mücadelelerin içerisine sokarken satış ve pazarlama tekniklerinde de artık geleneksel yöntemlerin yerini bilimsel hatta uzun araştırma süreçlerini zorunlu kılan deneysel yöntemlerin yer aldığı değişiklikler yaşanmakta. Sonuçta kalıcı olup yoluna devam edecek kuruluşlar bütün bu gelişmeleri an be an takip edip gündelik faaliyetlerine uygulayabilenler olacak. Kısacası bütün bu gelişmeleri yakından izlemek sektördeki konumumuz, gelecekteki devamlılığımız açısından çok büyük ehemniyet arzetmektedir.